Asagidaki makalede Avrupa'da simdiye kadar yasamis ilk toplulugun ya da topluluklarin kimler oldugu ile ilgili bir gelisme anlatılıyor. Acaba iskeletin ve kemik yapısının şeklinden yola çıkarak yapılan sınıflandırmaların, yaşama şekilleri ile olan ilişkilerinin bizi gerçek bilgiye götürdüğünün farkında mıyız? Ortaokulda iskelet sistemleri ile ilgili akılda kalan tek bir bilgi bile en azından bu gelişmelere daha anlamlı bir bağlantı kurduracak, daha bilinçli bir bakış açısı getirecektir diye umuyoruz.
Şimdi makaleyi okuyup yeni bilgiler öğrenelim:
Şimdi makaleyi okuyup yeni bilgiler öğrenelim:
Avrupalıların üç ana atası olduğunu biliniyor.
Bunlar yerel avcılar, Orta Doğulu çiftçiler ve Tunç Çağı’nda Doğu’dan göç eden gruplar olarak kabul ediliyor.
Kafkasya’da bulunan tarihi kalıntılardan elde edilen DNA örnekleri, bu karışımın parçası olan bir ırk daha olduğunu gösterdi.
Eski mezarlardan elde edilen genomlar
Geçtiğimiz yıllardaki bilimsel gelişmeler araştırmacıların eski mezarlardan genom (gen haritası) elde edip, inceleyebilmelerine olanak tanıdı.
Bu haritalar insan hücrelerinin her birinin çekirdeğinde yer alıyor.
Genomlardan elde edilen veriler, insan genetiği hakkındaki tüm bildiklerimizi değiştirebilecek nitelikte.
Avrupa’nın atalarının ilk dalgası olarak kabul edilen yerel avcılar, bölgeye Buz Devri henüz gerçekleşmeden 40,000 yıl önce yerleştiler.
7,000 yıl önce Ortadoğuluların Avrupa’ya göç etmesiyle birlikte çiftçilikle tanıştılar.
Hint-Avrupa dilleri nasıl yayıldı?
Yamnaya adını alan çobanlar 3,000 yıl önce günümüzde Ukrayna ve Rusya’nın bulunduğu bozkırlardan Avrupa’ya göç etti.
Bu at sırtındaki insanlar, beraberlerinde Hint-Avrupa dillerini de getirdi.
Günümüzde Avrupa’da konuşulan birçok dil, Hint-Avrupa dilleri ailesinden geliyor.
Yamnaya DNA’larında bulunan veba virüsü ve Avrupa’ya göç ettikleri dönemde yaşanan nüfus azalışı, bazı araştırmacıların Yamnayaların hastalığın yayılmasına neden olup olmadığını sorgulamasına neden oldu.
Yamnaya halkının kuzey ve merkez Avrupa genetiği üzerindeki etkisi de büyüktü.
Günümüzde Norveç’in yüzde 50’sinin ataları Yamnaya adlı göçebe çobanlara dayanıyor.
Fakat Yamnaya da karışık bir topluluktu.
Atalarının yarısı Avrupa’ya ilk yerleşen avcılara benzer bir gruptan gelirken, diğer yarısı da çiftçiliği getiren Orta Doğululara benzerlik gösteriyordu.
Araştırmacılar, Gürcistan’dan 13,300 ve 9,700 yaşlarında iki avcı-toplayıcı genomu inceledi.
Elde edilen sonuçlar, bu Kafkas avcıların Yamnaya DNA’sındaki çiftçi ataların kaynağı olduğu saptandı.
Buz Devri ile gelen ayrılık
Kafkasyalı avcı-toplayıcı genomlarında 10,000 yıl önce çiftçiliği keşfeden Ortadoğulu kuzenleriyle devamlı bir karışım saptandı.
Fakat bu karışım Son Buzul Maksimum dönemi gelmeden yaklaşık 25,000 yıl önce sona erdi.
Bu dönemde, sadece çok benzer DNA’ya sahip kişiler arasında üreme devam etti ve genler homojenleşti.
Bu durumun sonucunda nüfus küçüldü.
Buz Devri sona erdiğinde, Kafkas grupları tekrar bozkırlarda yaşayan çeşitli avcı-toplayıcılarla iletişim kurma imkânı buldu.
Karışmaya başlayan gruplar, Yamnaya halkı genlerinin temelini attı.
Cambridge Üniversitesi’nden Doktor Andrea Manica, ''Yamnaya halkının nereden geldiği şu ana kadar gizemini koruyordu, artık bir yanıtımız var. Yamnayaların, Doğu Avrupalı avcı-toplayıcı ve Buz Devri’nde izole yaşayıp parçalanmaya yüz tutan Kafkas avcı-toplayıcıların bir karışımı olduğunu keşfettik'' diyor.
Araştırma aynı zamanda Kafkas avcı-toplayıcıların Güney Asya’da etkisi olduğunu gösteriyor.
Bu ırkın, bölgede Hint-Avrupa dillerini yaymakta rol oynadığını ekliyorlar.
No comments:
Post a Comment
Note: Only a member of this blog may post a comment.